12 Kasım 2010 Cuma
Alışıla gelmiş
Ben hiç bir zaman alışıla gelmiş olmadım. Neden mi dersiniz, şu filmi asla izlemem demedim, şu müziği asla dinlemem demedim. Benim bir tarzım var ondan ötesi bana yalan demedim. Mahsun film çekiyor o da kim deyip filmlerini izlememezlik yapmadım, aksine izledim acaba ne yapmış diye. Ben farkları hep daha farklı karşıladım, çünkü biliyordum hayata renk katan farklardır. 24 yaşımda ilk kez jazz dinledim. Hep derdim jazz da ne ya entel işi diye ama denedim gördüm ve beğendim. Belkide ilk kez sözsüz sadece müzik den zevk aldım. Ben korkmadım hayattan yapılmaz denen şeyleri yaptım. Her zaman yaşayarak öğrendim çoğu zaman ön yargılarımı kırdım, kimsenin bakmadığı pencerelerden baktım dünyaya ve her zaman en ufak şeyden mutlu oldum. Ben sıradan olmadım , her zaman beyazlar için deki gibi zenci gibi dünyaya farklı baktım, alışıla gelmişi çoktan aştım..
3 Ekim 2010 Pazar
Büyüdüm de ne oldu !!
Büyüdükce daha sessiz daha sakin oldum ama artık nedense eskisi kadar anlayışlı değilim eskisi kadar sevimliliğimde kalmakdı , ben büyüdükçe kendimden bir parca kaybettim, artık ağzım eskisi kadar laf yapmıyor, artık yaptığım hatalar eskisi kadar masum olmuyor. Büyüdükçe masumiyetğimi yitirdim. Büyüdüm de ne oldu ben hala eski ben değilim büyüdükce karanlıkta kayboldum değiştikçe insanlardan uzaklaştım. Artık ufak şeylerden eskisi kadar mutlu olamıyorum. Özümde iyi olsam da yetmiyor artık ben kötüyüm çünkü büyüdüm.
29 Eylül 2010 Çarşamba
aklınız buz gibi kesse
Kimi umudunu kaybetmiştir boşver iş işten geçti artık der kimi sizi anlar akışına bırak der işte dostlarınız arasında ki fark budur, kimi tek düze yaşar hayatı sabit fikirleri vardır, kimi bekler görür sabreder kararını ona göre verir. Zaman geçmiştir çoktan peki ne isterler şuan dan. Ne diye hatırlatırlar kendilerini, ne hakları vardır sonbahar da hüzün şarkıları çaldırmaya.. Tutunacak dalları kalmadığı zaman mı sarılırlar size yoksa gerçekten sarılmak istediklerinde mi hatırlatırlar kendilerini? Tutmalı mısınız tekrar ellerinden yoksa itmeli misiniz kendinizden var gücünüzle ?
Kalbiniz tutsa da ellerinden aklınız neden istemez ? Akıl mi üstündür kalp den, yoksa yine her savaşın galibi kalp midir yara alacağını bile bile atılsa da meydana.. Aklınız buz gibi kesse elleriniz nereye kaçar ?
P.S bir arkadaşa itafen
2 Haziran 2010 Çarşamba
Kaybolmak
Bu bir başarı hikayesi değil arkadaşlar bu bir kaybediş hikayesi.. Bu hikaye mutlu sonla bitmedi, bitmiyecek de.. Zaten bir düşünün hayatınızda kaç şey mutlu sonla bitti ki, hep eksik birşeyler oldu değil mi? Evet demeseniz de ben sessizliğinizden kendi sessizliğimden anladım.. Sizde benim gibisiniz işte mutlu son hayal edip yanından bile gecemeyenlerdensiniz..
Hadi konudan sapmayalım başlığa geri dönelim, ne demiştik "kayboluş" neyden, kimden, niçin,nasıl aklınıza gelen bütün soru zarflarını kullanın bana bende tek tek cevap veriyim ama asıl noktayı kacırmayalım aslında bütün cevaplar aynı değil mi ? Bir insan kaybolduysa bunun altında yatan gercek hayal kırıkları değil midir?
Siz hiç kayboldunuz mu? Gülerken göz yaşı döktünüz mü? Yada gökyüzüne baktığınızda yıldızları değil de sadece kendi yıldızını gördünüz mü? Ben artık yıldızımı göremiyorum , ben artık gök yüzüne bakmaya korkuyorum, ben artık yağmurda toprak kokusunu koklayamıyorum, güneşin doğusu yada batışı artık bir anlam ifade etmiyor..
Kayboluş dedim ya işte kaybettiklerim bunlar.
Durun durun hikaye daha bitmedi aslında kaybolan birşey yok bu saydıklarım gecici bir süre servis dışı yada kullanılamıyor yada saklandılar benden.. Sizde farkındasınız bende farkındayım dünya tek bir kişi etrafında dönmedi dönmez. O yüzden ne diyoruz bugun sessiz kalır kayboluruz yarın volkan olur patlar alev alev yakar yanarız..
Her ne kadar mutlu sonla olmasada umutlu bir sonla bitirdim yazımı :)
Hadi konudan sapmayalım başlığa geri dönelim, ne demiştik "kayboluş" neyden, kimden, niçin,nasıl aklınıza gelen bütün soru zarflarını kullanın bana bende tek tek cevap veriyim ama asıl noktayı kacırmayalım aslında bütün cevaplar aynı değil mi ? Bir insan kaybolduysa bunun altında yatan gercek hayal kırıkları değil midir?
Siz hiç kayboldunuz mu? Gülerken göz yaşı döktünüz mü? Yada gökyüzüne baktığınızda yıldızları değil de sadece kendi yıldızını gördünüz mü? Ben artık yıldızımı göremiyorum , ben artık gök yüzüne bakmaya korkuyorum, ben artık yağmurda toprak kokusunu koklayamıyorum, güneşin doğusu yada batışı artık bir anlam ifade etmiyor..
Kayboluş dedim ya işte kaybettiklerim bunlar.
Durun durun hikaye daha bitmedi aslında kaybolan birşey yok bu saydıklarım gecici bir süre servis dışı yada kullanılamıyor yada saklandılar benden.. Sizde farkındasınız bende farkındayım dünya tek bir kişi etrafında dönmedi dönmez. O yüzden ne diyoruz bugun sessiz kalır kayboluruz yarın volkan olur patlar alev alev yakar yanarız..
Her ne kadar mutlu sonla olmasada umutlu bir sonla bitirdim yazımı :)
22 Mayıs 2010 Cumartesi
Kalıntılar
zordur aşkın kalıntıları olur olmaz zamanda yakar canını.. istemezsin gelsin aklına bakıp gülersin tanımadığın suratlara ama hep ararsın yabancılarda o tanıkdık ifadeyi.. bulamazsın üzülürsün belli etmezsin.. icin keske der aklin hala kalbine küfreder.. unuttum dersin ama ne zaman 2 bira icsen icten ice özlersin onu.. sevmek böyle işte dersin gidenlerin ardından sevmek böyle bişi.. sana kalan miras yaşlı gözler ve tozlu hayallerdir.. o seni sevmez bilirsin ama inamazsın.. hep bir neden peşinde koşarsın neden böyle oldu nedenler sarar dört bir yanını ama cevap bulamazsın.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)